Türk milleti, Kurtuluş Savaşı boyunca Birinci Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı giriştiği çetin mücadelede ulusal egemenlik fikrine dayanmış, manevî kuvvet ve azmini bu fikirden almıştır. Ulu Önder Atatürk'ün milli devlet ve tam bağımsızlık ilkeleriyle birlikte temelini oluşturduğu devlet anlayışında, ulusal egemenlik bir eksen kavramdır.

Dahası ulusal egemenlik, tam bağımsızlık ve demokrasi ilkelerine dayalı bir devlet kurmanın zorunluluğuna ve bunun tüm öteki yolların üstünde en geçerli ve tutarlı yol olduğuna inanmış, bunun için mücadele etmiştir. Vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletin tam bağımsızlık arzusunu dünyaya duyurmak için, her türlü tesir ve denetimden uzak bir milli heyecan varlığı gerekmektedir. Ulusal egemenlik ilkesinin açıkça ortaya konması ve en kısa zamanda toplanacak bir meclisin, meşruiyetini halktan alarak milletin geleceğinde söz sahibi olması ancak böyle mümkün olacaktır. İşte bütün bu esasları 23 Nisan 1920 Cuma sabahı Ankara'da bulunan herkes milli egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti'nin doğuşunu kutlamak üzere meclis salonunda toplanır. Milli egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da << Büyük Millet Meclisi >> olarak konulmuştur. Daha sonra bu isim, 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu kararnamesince << Türkiye Büyük Millet Meclisi >> olarak son şeklini aldı. T.B.M.M'nin kuruluşu, Türkiye'deki anayasacılık hareketleri bakımından son derece önemlidir. Zira bu yeni meclisin toplanmasıyla birlikte Türk devlet yapısında egemenliğin kaynağı ve kullanılışı bakımından bir dönüm noktası olmuştur. << Amasya Tamimi >> ile başlayıp << Erzurum >> ve << Sivas >> kongrelerinde tekrarlanan << ulusal egemenlik >> ilkesi, artık düşünce düzleminden, oluşum ve ardından açıklanma devresini tamamlar ve somut olarak yaşama geçirilir.

<< Bütün bir cihan bilmelidir ki artık, bu devletin ve milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir >> Atatürk

Ulusal demokrasinin ideolojisi ulusal egemenlik, ana kurumu ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.

<< Efendiler, bu prensiplere dayanan bir hükümetin mahiyeti, kolaylıkla anlaşılabilir. Böyle bir hükümet, milli hakimiyet esasına dayanan halk hükümetidir. Cumhuriyettir >>

İlk anayasa niteliğindeki bu belge aynen kabul edilmiştir. Hemen ardından da Mustafa Kemal Paşa'yı T.B. M.M reisliğine seçilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, kurulan bu hükümetin << kuvvetler birliği >> kuramına dayandığını da ifade etmekte ve şöyle demektedir:

<< Böyle bir hükümetin kurulmasında esas, kuvvetler birliği nazariyesidir. Zaman geçtikçe, bu prensiplerin taşıdığı mânâlar anlaşılmaya başlandı >>

Atatürk, Cumhuriyet'i gençliğe armağan etmiştir ve yarının gençleri bugünün çocuklarıdır dediği küçükleri hemen her çalışma esnasında ziyaret etmiştir. Özellikle gezilerinde okullara uğrayarak, derslerine katılarak, onları dinlemiştir. Öğrencilere çeşitli sorular sorarak, yaratıcılık ve sevinci pekiştirmek istemiştir. Çünkü eğitimin özünün, beyinlere bilgi yığmak değil, bireyin kendi benzersizliğini anlamasına yardımcı olup, bunu nasıl geliştireceğini öğrenmesi olduğunu bilmektedir.

Ulusal egemenlik fikrini yarının gençleri çocuklara aşılamak üzere, yönetimin bayram süresince öğrencilere, Türk cocuguna bırakılması geleneğini başlatmıştır. Bu güzel gelenek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak her 23 Nisan günü kutlanır. Bu milli gün, aynı zamanda Atatürk'ün çocuklara bir armağanıdır.

Türk çocugu Ata'sından armağan olan bu anlamlı günü en güzel şekilde törenlerde konuşmalar yaparak, şiirler okuyarak, ayrıca diğer devlet çocuklarının da katılımı ile kutlamaktadır. Atatürk, çocuklara her zaman çok önem verir. Zira çocuklar, bir milletin teminatı, geleceğinin ümit kaynağı ve temel taşıdır. Cumhuriyet'i emanet ettiği bugünün çocukları yarının gençleri kutsal emanete sahip çıkabilmeleri ancak onun çizdiği yolda ilerlemeleri ile mümkündür.

<< Ne mutlu Türk'üm diyene >> inancı ile yetişen ve yetişecek, Atatürk'ün fikirlerinden güç alarak Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza dek yaşatacak ve yükseltecek kuşaklara.