• Tüm Banlar Kaldırılmıştır Sizi Tekrardan Aramızda Görmekten Mutluluk Duyarız
  • Moderatör Başvurularımız Başlamıştır Sizide Aramızda Görmekten Şeref Duyarız
  • Hey Ziyaretçi sen de Forumexe'de aktif olarak gerçek TL kazanma şansı yakala tıklayın
Sitemize reklam vermek için [email protected] . Her gün 10.000 üzeri tekil hit burada !!


metin2 reklam metin2 reklam
metin2 reklam metin2 reklam
maltepe escort kadıköy escort pendik escort ataşehir escort ümraniye escort üsküdar escort kartal escort mersin escort izmir escort escort bayan

DİKİŞ DİKEN YABANCI

KingOfHell

“Saving people, hunting things, the family business.”
Genel Sorumlu
Katılım
25 Ara 2013
Mesajlar
3,551
Tepkime puanı
35
Puanları
106
Konum
İstanbul


DİKİŞ DİKEN YABANCI​

YAZAR: MICHAEL LUO​

Batan güneşin altında, sık çalıların arasına genç bir hanım gizlenmiş. İtinayla dikilmiş, altın süsler eklenmiş şık elbisesi, kocaman siyah fiyonklar taktığı gümüşi mavi saçlarına pek yakışıyor. Elinde kocaman, hayaletsi bir makas var. Bu genç hanım batıdaki kıtaya haftalar, hatta belki aylar önce ulaştı. Buranın coğrafyasında ufuk geniş, Gwen'in daha önce hiç görmediği kadar geniş hem de. Fakat onun zihnini tek bir şey meşgul ediyor:
Kara Sis.
Peşine takılıp Gölge Adalar'dan buraya kadar geldi, bir yandan da başarabildiği her yerde durdurdu onu. Yakınca sayılacak bir mesafede, taştan bir çiftlik evi var. Bacasından duman tütüyor. Buğulanan pencereleri mum ışığıyla parlamaya başlamış. Tahta kapısı açılıyor. Dışarı iki oğlan çıkıyor. İkisinin de elinde birer bebek var. Gülüp savaş naraları atarak çiftlikte birbirlerini kovalıyorlar. O anda çocuk değiller. Ellerindeki kumaştan ve iplikten yapılmış oyuncaklar değil. Onlar krallıklarını savunmak için kötülüğe karşı savaşan birer kral, bebekler de onların savaşçıları.
Gwen iç çekiyor. Sahibinin evini düşünüyor. Şimdi baktığı evden pek farklı değildi o da. Dünya umurunda olmadan oyun oynamanın nasıl bir his olduğunu anımsıyor. O zamanlar kendisi de oyuncak bebekti, sahibi mutlu ve güvendeydi...
Onu ilk bulan hep acı oluyor. Gwen elini göğsüne götürüyor, ondan sonra göreceğini görüyor. Doğudaki ormanlardan ince, kara kara sis uzantıları yaklaşıyor. Birbirlerinin üstüne kıvrılarak neredeyse tanıdık biçimler oluşturuyorlar. Çarpılmış, pençeleşmiş elleriyle kulak delici çığlıklarının ağırlığı altında yaşam arıyorlar. Çocuklar oyuncaklarını atıp kaçıyor.
Gwen onların çığlık attığını duymaya kıyamıyor. Kara Sis'inkini değil elbette... Onu kim bilir kaç defa duydu.
Çocuklarınkileri. Onlar masum. Neşeli olmayı hak ediyorlar.
Çalılıklardan fırlıyor. Makasını başının üstüne kaldırıyor. Makasın kapalı bıçaklarında beyaz dumanlar dalgalanıyor. Gwen eteğini savurarak yukarıdan aşağı bir hamle yapıyor, hiçbir şeyden haberi olmayan bir sürü Kara Sis hortlağını paramparça ediyor.
“Hah hay!” diye bağırıyor. “Bir türlü gelemediniz! Benden korktunuz, değil mi?”
Hortlaklar dikkatlerini Gwen'e çevirip sivri, tırtıklı çıkıntılarla dolu ağızlarıyla cırlak çığlıklar atıyor.
Gwen devrilmiş bir ağacın arkasına sinip korkudan donakalmış çocuklara bakıyor. Sesi yumuşuyor. “Sakın korkmayın. Ben varken size bir şey yapamazlar.”
Hortlaklar kaynaşıyor. Kasvet dolu haykırışları havayı dolduruyor. Az önce yumuşacık görünen gökyüzünde karanlık felaket bulutları oluşup Gwen'in çevresini sarıyor. Çocuklar birbirlerine sokuluyor.
Gwen makasını açıyor. Hortlaklar bir nefesliğine hareketsiz kalıyor. Gwen fırsatı değerlendirip ileri atılıyor. Çıplak gözle görülemeyecek kadar hızlı kesiyor. Ortaya çıkan karanlık tutamları Gwen'in sihirli makasıyla kesilip yok oluyor. Bir, iki, hadi üç saniye sonra geriye bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda Kara Sis hizmetkârı kalıyor.
Gwen soluklanıyor. Bir elini dizine dayamış, diğeriyle ucunu yere dayadığı makasını tutuyor. Elbisesinden çıkışan iplikler rüzgârda dalgalanıyor. Gözleri devrilmiş ağacı arıyor. İki çift korku dolu göz ağacın arkasından dışarı bakıyor. Yine hortlaklara dönüyor. “Onları sukutuhayale uğratmayacağım,” diyor kendi kendine. “Kimseyi uğratamam, ant içtim.”
Cebinden birkaç iğne çıkarıp havaya atıyor. Dönüp elini yere vuruyor. İğneler sanki buyruk almışçasına doğru yerlere düşerek Gwen'in etrafında bir çember oluşturuyor. Gwen gözlerini kapatıp, “Kut olsun sisime,” diye fısıldıyor.
Her iğneden, ışığı yakaladıkça beyaz beyaz parlayan sis iplikleri akmaya başlıyor. Çocuklardan biri gözlerini kapatıyor. Diğeri seyrediyor. Bu sis değişik. Daha sessiz, sıcak, hatta insana güven veriyor. İplikleri, usta bir terzi elinden çıkmış gibi düzgün düzgün bükülüp karışıyor. Gwen çok geçmeden koruyucu bir sise bürünüyor.
Ya cesur ya da çok çaresiz tek bir hortlak bu gizemli alana dalıyor. Diğerleri de yakınlarda toplanmışlar, onun peşinden gitmeye pek hevesliler. Çemberin içinde Gwen düşmanıyla âdeta dans ediyor. Her pençe darbesinden, her atılıştan kaçınarak makasının şakırtıları arasında kıkırdıyor.
Çembere bir hortlak daha giriyor. Yine bir kıkırdama duyuluyor.
İki çocuk dışarıdan hem korku hem hayranlıkla seyrediyor. Kim bu kız? Daha doğrusu ne bu kız?
Çocuklara kolay görünüyor olabilir ama Gwen hortlakların hiç acıması olmadığını biliyor. Bu işi bitirmeli. Dişlerini sıkıp makasını savuruyor, bir hortlağı daha biçiyor. Sonra makası kenara bırakıyor. Son iğnelerini çekip toplayabildiği tüm büyü gücünü toplayarak atıyor. İğneler sis örtüsünün içinden fırlayıp hortlakların boş göğüslerine gömülüyor.
Gwen bu sefer gülmüyor. Hortlaklar patlayıp geride sadece yere düşmüş iğneleri bırakarak yok olurken zafer narası atıyor.
Sis dağılırken, serin bir esinti Gwen'in terli alnını gıdıklıyor. Gwen makasını ve iğnelerini toplayıp derin bir nefes veriyor. Bakışları yine devrilmiş ağaca gidiyor. Orada şimdi çocuklar oturuyor.
Gwen onlara yaklaşıyor. “İyi misiniz?”
Çimen lekeli bir surat ona dönüyor, onay anlamında başını sallıyor. Diğer çocuk, “Harikasın ya!” diye bağırıyor. Yırtık bebeğini yere düşürüyor. Diğer bebek de yerde. Çocuk, “Hiç bizim gibi değilsin,” diye mırıldanıyor. “Biz hiçbi' şey beceremedik.”
Gwen'in kaşları çatılıyor. Çocukların acısını seziyor. Çaresiz kaldılar ve üzülmeye, öfkelenmeye hakları var. Ama yine de yırtık bebekleri görünce kendisi de güceniklik hissediyor.
Çocuklardan biri, “Sen kim...” diyecekken diğeri, “Bizimle kal, gitme!” diyor birden.
Gwen bir an bunu düşünürken soluk soluğa kalmış, perişan halde bir kadıncağız evden koşa koşa çıkıp çocuklara sarılıyor.
“Canlarım! Neyse ki bir yerinize bir şey olmamış!” diyor. Gözlerinden oluk oluk yaş akıyor.
Gwen kibarca, “Affedersiniz hanımefendi,” diyor. “Siz kimsiniz?”
Kadın, “Ahh, kusura bakmayın,” diye karşılık veriyor. “Görgüyü falan unuttum gitti.” Gözlerini siliyor, Gwen'i ilk kez tam olarak görüyor ve duraksıyor.
Çocuklardan biri, “Kim ol'cak, annemiz!” diyor. Kadın başını sallayıp oğlunu öpüyor.
Titreyen sesiyle Gwen'e, “Teşekkür ederim,” diyor. “O yaratıklar neydi bilmiyorum. Gerçi sizin kim olduğunuzu da bilmiyorum ama... oğullarımı kurtardınız ya, o bana yeter.” Minnetini ifade etmek için avuçları açık ellerini Gwen'e uzatıyor.
Gwen annenin ellerine, parmaklarındaki nasırlara, çentik çentik olmuş tırnaklarına bakıyor. Önlüğünü, önlüğün ön cebindeki neredeyse bitmiş iplik makarasını görüyor. Makaradan sarkan ipliğin öteki ucu taş evin kapısına doğru uzanıyor. Gwen yırtık bebeklere yine bakıp anlayışla gülümsüyor. Annenin çocuklara sarılmasını seyrediyor, gülüşlerini duyuyor. Mutluluk ve iç rahatlaması dolu bu tatlı sesler ona çocukların çektiği acıdan daha kuvvetli bir şeyi anımsatıyor.
Sevgiyi.
Üstelik sadece saf, masum bir sevgiyi değil, fedakârlıktan gelen bir sevgiyi. Gwen uzaklardaki ufka kaçamak bir bakış atarken sahibini hatırlıyor. Makasını bırakıp çocukların bebeklerini alıyor, annenin eline tutuşturuyor.
Kadın, “Ne zahmet ettiniz, alt tarafı kumaş kırpıntılarından yaptığım oyuncaklar,” diyor.
Gwen, “Ben de bir vakit aynı böyle kumaş kırpıntılarından bir oyuncaktım,” diyor. “Ama sonra büyüyle canlandım.”
“Büyüyle mi? Ne büyüsü?” diye soruyor çocuklardan biri.
Gwen daha çok kendi kendine düşünerek, “Doğrusu pek emin değilim,” diyor. “Fakat büyünün sahibi, beni yapan kişiydi. Yaptığı fedakârlıkların çok özel bir kaynağı vardı. Sevgi ve neşe dolu bir kaynağı.”
Gwen kadına dönüyor. “Anneniz bilir.”
Kadınla çocukları anlamamış, Gwen'e bakakalıyorlar.
Kara Sis'in hâlâ dünyaya yayılmakta olduğunu bilen Gwen, “Affedersiniz,” diyor. “Ben artık gideyim.” Bir eliyle makasını kapıyor, diğerini hafifçe oynatarak iki iplik çıkarıyor. Bu iki kıymetli yürek teli havada ilerleyip bebeklerin yırtık kumaşlarına yerleşiyor, onları dikip onarıyorlar.
Çocuklardan biri tamir olmuş bebeğini kaldırarak, “Vay!” diyor. Kardeşi, belki kendi bebeği de canlanır umuduyla Gwen'in el hareketini taklit ediyor. “Keşke ben de büyü yapabilsem,” diyor. Gözleri kocaman açılmış.
Gwen, sevgisi çocuklarına sıkı sıkı sarılmasından belli olan anneye bakıyor. Bebekleriyle oynayan çocukların neşesini görüyor, bir kere daha yükselen kahkahalarını dinliyor.
“Yapabilirsin,” diye fısıldayan Gwen dönüp aileyi geride bırakıyor.
 

Discord Kanalımız

Forum istatistikleri

Konular
1,106,687
Mesajlar
4,653,262
Kullanıcılar
2,270,235
Son üye
zamanseyyahı

Kimler Forumexe'de ?

1xbet giriş halkalı escort avrupa yakası escort şişli escort avcılar escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort şirinevler escort ataköy escort avcılar escort esenyurt escort

Üst Alt